Çocuklarda dişlenme dönemleri 3 ayrı dönemi kapsayacak şekilde incelenmektedir:
0-6 yaş: Süt diş dizisi dönemi: Süt dişleri değişken olabilmekle beraber ortalama 6 aydan sonra ilk olarak sıklıkla alt ön bölgeden başlayarak sürmeye başlar ve yine değişebilmekle beraber yaklaşık olarak 3 yaşında tamamlanır. Bu dönemde toplam 20 adet (10 alt, 10 üst çenede olmak üzere) süt dişi dişi simetrik olarak yerleşir.
6-12 yaş: Karışık dişlenme dönemi: Aynı anda hem süt azı dişlerinin hem de kesici sürekli dişlerin ağızda görüldüğü yaş aralığıdır. Zaman içerisinde süt azı dişleri yerlerini küçük azı dişlerine bırakarak sürekli dişlenme dönemine geçiş yaparlar.
12 yaş ve sonrası: Sürekli dişlenme dönemi: Bu dönem süt dişlerinin tamamen düştüğü ve artık sürekli dişlerin ağız içinde yerlerini aldığı, dişler arası denge ve kontakların oluştuğu dönemdir.
ÇOCUK DİŞHEKİMLİĞİNİN AMACI
Çocuk hastaların tüm ağız-diş sorunlarını çözümlemek,
Hasta ve hekim arasında güven duygusuna dayalı bir ilişki geliştirmek
Çocuk hastaları ağız-diş sağlığına ilişkin olumlu tutum ve davranışlara yönlendirmektir.
PEDODONTİNİN (ÇOCUK DİŞHEKİMLİĞİNİN) ÖNEMİ
Erken dönemde ağızlarında diş çürüğü saptanan çocuklarda yeterli ağız hijyeni sağlanamazsa ileri yaşlarda da çürük riskinin daha yüksek olduğu yapılan araştırmalarla tespit edilmiştir. Bebeklik döneminden başlayarak sağlıklı dişlere sahip olmak için doğru beslenme şekillerine uymak ve "biberon çürüğü" denen özel çürük tipinden korunmak gerekmektedir.
Büyüme ve gelişme döneminde özellikle sistemik hastalığı olan çocuklarda (kalp hastalığı, astım, böbrek hastalığı, kan değerleri ile ilgili sorunlar vs.) ağız-diş sağlığı daha büyük önem taşımaktadır; ağız içinde çürük nedeni ile oluşabilecek herhangi bir enfeksiyonun bu durumlarda hayati önem taşıyabileceği unutulmamalıdır.
Ayrıca çocuklarda parmak veya kalem gibi yabancı cisim emme alışkanlığı diş gelişimini olumsuz etkileyen durumlardandır. Emme çocuklarda doğal bir reflekstir. Parmak emme genellikle 2 yaş civarında azalır ve terk edilir. Eğer çocuk 4 yaşından sonra hala parmak emiyorsa normal diş gelişimi için zararlı olur. Mutlaka bir pedodontist ile iş birliğine geçilmeli koruyucu apareylerle bu alışkanlık engellenmelidir.
Süt Dişleri Tedavi Edilmeli mi?
Süt dişleri de tıpkı kalıcı dişlerde olduğu gibi tedavi edilmelidir. "Nasıl olsa değişecek!" düşüncesiyle bu dişlerin çekilmesi pek çok problemlere neden olur. Süt dişlerin tedavisinin önemini şöyle açıklayabiliriz;
Süt dişlerinin beslenmede önemi vardır. Çürük dişleri olan çocuklar dişleri ağrıdığı için doğru dürüst yemek yiyemezler. Aynı şekilde dişleri çekilen çocuklar da yemek yiyemedikleri için büyüyüp gelişemezler.
Genel vücut gelişiminin yanısıra süt dişleri çenelerin gelişimi için de gereklidir. Çürük ya da diş eti problemi nedeniyle dişleri çekilen çocuklarda çeneler çöker ve yaşlı bir görünüm alır.
Dişler konuşmak için gereklidir. Özellikle konuşmanın öğrenildiği dönemde ön süt dişlerinin eksik olması f,v,s,z,t harflerinin bir alışkanlık haline gelerek ömür boyu yanlış telaffuz edilmesine neden olacaktır.
Her çocuk gülmeyi sever. Güzel bir gülümseme için ise sağlıklı dişlere ihtiyaç vardır.
Güzel görünmek büyük küçük her insanın en doğal isteğidir. Çürük ya da eksik dişleri olan çocuklar çirkin göründüklerini düşünerek psikolojik rahatsızlık duyarlar.
Süt dişlerinin bir diğer görevi de alttan gelen daimi dişlerin yerini korumaktır. 10 çocuğun bir sıraya yanyana oturduğunu düşünün. Bunlardan biri kalktığında diğerleri onun yerine doğru kayarak daha rahat otururlar.Yeni bir çocuk gelip de sıraya oturmaya kalkarsa diğerleri sıkışmak zorunda kalacaktır. Aynı şekilde bir süt dişi zamanından önce çekilirse yandaki dişler bu boşluğa doğru kayar. Alttan gelecek kalıcı dişe yer kalmaz. Bu diş diğerlerini sıkıştırır, sonuç olarak çapraşıklıklar meydana gelir. Bununla beraber erken süt dişi çekimi kalıcı dişlerin sürme dönemlerini de değiştirebilmektedir.
Neden pedodontist ?
Pedodontik uygulamaların başarısında birçok faktörün rolü vardır ancak başarının temelini hasta-hekim ilişkisi oluşturmaktadır. Kurulan iletişim sayesinde çocuğun korku ve endişesi azaltılabilir, kendini güvende hissetmesi, uyumlu olması ve rahatlaması sağlanır. Diş hekiminin çocuğun psişik gelişim ve reaksiyonları hakkında bilgi sahibi olması aşağıdaki temel tedavi stratejilerinin belirlenmesini sağlar:
Çocuğun yaşına göre özel gereksinimlerinin karşılanabilmesi gerekmektedir.
Yapılacak her türlü zorlamanın çocuğun işbirliğini azaltacağı, tedavi sürecini zora sokacağı bilinmelidir.
Tüm bu faktörler değerlendirildiğinde çocukların ağız ve diş tedavilerinin bu konuda gerekli bilgi ve beceri donanımına sahip pedodontistler tarafından yapılması önerilmektedir.
UYUM VE DAVRANIŞ BOZUKLUKLARI
Çocuğun ilk randevuya yanıtı;
- aktif katılım
- itaat etme ya da
- reddetme şeklindedir.
Bu davranış biçimleri çocuğun nasıl bir hasta olacağının da ipuçlarını içerir. Çocuğun sağlıklı psikolojik gelişiminde anne-babanın tutum ve davranışları ile çevresel faktörler son derece önemlidir. Ebeveynlerin biri ya da ikisinin birden çocuğa ilgi göstermediği veya gösteremediği durumlarda çocuk anne babasına gösteremediği tepkiyi hekime yansıtır. Diş hekimine ilk gidiş birçok çocukta farklı düzeyde de olsa bir endişe ya da anksiyete yaratır. Bu durum özellikle okul öncesi çocuklarda daha sık rastlanan; bilinmeyene karşı duyulan korkuya, ağrı duyabileceği ya da yaralanabileceği korkusuna ve anne-babadan ayrılma korkusuna dayanan bir durumdur. Bu durumlarda ortaya çıkan sorunlar uyum ve davranış bozuklukları olarak adlandırılır. Uyum bozukluğu gösteren çocukların diş hekimleriyle karşılaştıkları zaman gösterdikleri tepki genellikle aşırı hareketlilik ya da saldırganlık şeklinde olmaktadır.
! Unutmayın çocuğunuzun ileride sahip olacağı beyaz gülüşlerde en büyük pay size ait olacaktır.
Uyum bozukluğunu engellemek için;
Çocuğun dişhekimine götürülmesi bir ceza anlamı taşımamalıdır.
Tam aksine çocuğa diş hekimine severek gideceği bir ortam yaratılmalıdır.
° Çocukları asla doktor / diş doktoru ile korkutmayınız.
Her yaştaki çocuğa anlayabileceği dilde diş doktorunda yapılacakları anlatınız.
Dikkat edilmesi gereken başka bir konu da, diş hekimine gitme ile çocuğun maruz kalacağı ağrı olayı arasında bir çağrışım uyandırmamaktır. Ancak, çocuğa " Dişin hiç ağrımayacak" diyerek onu yanıltmak; ilerideki tedavileri güçleştirir.
° Çocuğunuzu asla kandırmayınız, size veya diş hekimine olan güvenin tam oluşması tedavi sürecini kolaylaştırır.
Diş hekimi ile çocuğun iyi bir diyalog kurması, çocuğun korkusunu yenmesine yardımcı bir faktördür.
° Bunun için diş hekiminin sorduğu sorulara çocuğun kendisinin yanıt vermesine izin veriniz.
Çocuklar her yeni gelişim dönemine geçtiklerinde yeni beceriler kazanırlar.
° Çocuğun edindiği her yeni beceri beraberinde çözülmesi gereken bir sorunu da getirir.
Gelişim dönemlerinde karşılaşılan sorunlar olağan ve geçicidir.
Ancak çocuk bu dönemlerde çevresindeki yetişkinlerin yanlış tutumlarına maruz kalırsa veya sorunlarını çözerken engellemelerle karşılaşırsa, olağan diye nitelenen bu sorunların çözümü yeni gelişim dönemlerine ve çocuğun ileriki yaşlarına ertelenir. Bu nedenle çocuğun diş hekimini ilk ziyaretinin oldukça küçük yaşlarda olması tavsiye edilir, bu sınır günümüzde 1 yaş olarak kabul edilmektedir.
BEBEKLERİN DİŞ SAĞLIĞI
Diş oluşumu anne karnında 30- 34. günde başlar bu yüzden annenin beslenmesi, aldığı ilaçlar, geçirdiği hastalıklar bebeğin dişlerinin zayıf ya da kuvvetli yapıda oluşunu etkiler. Daimi dişlerin gelişimi ise doğum anında başlar, bebeğin geçireceği hastalıklar, alacağı ilaçlar ve beslenmesi de ileride diş yapısını etkiler.
Rutin kontrollere başlama, ağız sağlığıyla ilgili çıkabilecek sorunların erken tedavisi ve tamamen önlenmesi için bir yaşından itibaren üç ayda bir yapılması gereken önemli bir adımdır.
Doğum - 6 ay arası ağız bakımı
Ortalama 6 aylıkken bebekler ilk dişlerini çıkarırlar. Dişler çıkmadan önce bebeğin salyasında artış, diş etlerinde tümsekleşme, dişlerin kaşınması, bebekte huzursuzluk, uykusuzluk vb. tablolar izlenir. Bu dönemde bebeğin diş etlerini kaşımak amacıyla her bulduğu şeyi ağzına götürmesi sonucu ishal ve ateşte artma sıklıkla görülen şikayetlerdir.
Bebeğin kaşıntısını rahatlatmak için kalın kesilmiş, havuç, salatalık gibi soğutulmuş sebzeler, yine buzdolabında soğutulmuş diş kaşıyıcıları bebeğe verilebilir.
Bu dönemde ağız temizliği yapılmadığı takdirde çürük oluşumuna sebep olan bakteriler bebeğin ağzında yer edinerek dişler çıktıktan sonra çürük gelişimine yol açacağı için bebeğin ağız temizliğine önem verilmelidir.
Ağız içi beslenmelerden sonra ve uyutmadan önce gazlı bezle silinmelidir.
Yalancı emzik kesinlikle şekere, bala vb. batırılmamalıdır.
Gece son beslenmede biberonla verilen mamaya ve süte şeker eklenmemelidir.
6 - 12 ay arası ağız bakımı
Bu dönem dişlerin sürmeye başladığı dönemdir. Genellikle 6 aylıkken ilk dişler ağızda görülür.
İlk diş çıkmasını gözlemlediğiniz zaman, kontrol için pedodontiste (çocuk diş hekimine) başvurulmalıdır.
Her yemekten sonra ve uyutmadan önce bebeğin dişleri küçük başlı ve yumuşak kıllı diş fırçasıyla macun kullanmadan fırçalanmalıdır.
Bebek yürümeye başladıktan sonra kaza ve düşmelerin dişlerde oluşturabileceği zararlar nedeniyle dikkat edilmelidir.
12 - 24 ay arası ağız bakımı
Diş kontrollerine ve diş hekiminiz tarafından önerilen diş temizliğine devam edin.
Pedodonti uzmanına flor uygulaması hakkında başvurun.
Çocuk eğer ağzını çalkalayabiliyorsa mercimek tanesi büyüklüğünde florürlü diş macunuyla çocuğun dişlerini fırçalayın.
Süt dişleri sürmesini tamamlamak üzere olduğu için çocuğun ağız bakımına gerekli önemi verin.
BEBEKLERDE DİŞ ÇÜRÜĞÜ (BİBERON ÇÜRÜĞÜ)
Biberon çürüğü, süt dişlerinin sürmesi ile birlikte özellikle üst çenedeki ön bölge kesici dişleri içine alan "yaygın çürük, rapmant çürük" olarak da bilinen özel bir çürük tipidir.
Etyolojisi (oluşum nedenleri):
Gece yatmadan önce ya da uyku sırasında bebek anne sütü ya da biberon emerse (özellikle biberonla şekerli, bisküvili, ballı veya pekmezli süt bebeğe verilirse ve bu işlem özellikle gece boyunca sürekli olarak tekrarlanırsa) süt ağızda birikerek mikropların dişleri çürütmesi için elverişli bir ortam oluşturur. Ayrıca yalancı emziğe bal, şeker konması etkiyi daha şiddetli hale getirir.
Bu dönemde dişlerin mine (dişin en dış tabakası) yapısının daha dirençsiz olması ve özellikle annelerin henüz fırçalamaya başlamak için "erken" olduğunu düşünmesi sonucu oluşan yetersiz ağız bakımı nedeniyle biberon çürüğü oldukça hızlı ilerleyen bir çürük tipidir. Anneler çoğu zaman bu dönemin farkına varılmayacak kadar kısa sürede gerçekleştiğini dile getirmektedirler. Bu nedenlerle özellikle gece beslenmesinden sonra dişlerin temizliğine özen gösterilmelidir.
Eğer çocuk diş hekimine erken getirilmez ve durum başlangıç halinde düzeltilmezse, çocuğun üst ön dişleri ardından üst süt azı dişleri ve ilerleyen dönemlerde hemen hemen bütün dişleri çürükten harap olabilir.
Biberon çürüğünün önemi nedir?
Biberon çürüğü görülen dişler tedavi edilmezse ağrı yapar ve iltihaplanır.
İltihap, alttan gelecek kalıcı dişleri de etkileyip şekillerinin bozuk olmasına yol açar.
İltihaplı ya da ağrıyan dişler bebeğin huzursuzlanmasına ve beslenme düzeninin bozulmasına neden olur.
Bu dişler çekilmek zorunda kalırsa çocukta konuşma, beslenme, sürekli dişlerde sürme zamanı ve pozisyonu problemleri ortaya çıkabilir.
Bebeğinizin ağız sağlığı ile ilgili detaylı bilgi edinmek ve tedavi gereksinimlerini tespit etmek için kliniğimizi ziyaret edebilirsiniz.
KORUYUCU DİŞ HEKİMLİĞİ VE KORUYUCU UYGULAMALAR
Günümüzde diş hekimliğinde ve diğer tıp bilimlerinde koruyucu hekimlik önem kazanmıştır. İlk süt dişi (ortalama olarak 6. ayda belirecektir) sürmesinden sonra bebeğimizi bir pedodontiste (çocuk diş hekimine) götürerek en doğru yaklaşımları öğrenmek gerekmektedir.
Diş hekimliğinde koruyucu hekimlik denilince akla dişlerin çürümesini önlemek gelir.
Bu amaçla anne- babanın düzenli ve doğru bir şekilde diş fırçalaması yapması ilk adımdır.
Pedodontist tarafından yapılan uygulamalar:
Beslenme alışkanlığının düzenlenmesi
Fluorid uygulamaları
Fissür örtücü uygulamaları
Yer tutucu uygulamaları
başlıkları altında toplanmaktadır.
Fırçalama
İlk dişler ağızda görünür görünmez, temizlenmeye başlanmalıdır. Temiz bir tülbent ya da gazlı bez kullanılarak; sabah kahvaltı sonrası ve gece yatmadan önce dişlerin silinerek temizlenmesi gerekir. Diş fırçası kullanımına bebeğin arka dişlerinin çıkmasından sonra başlanabilir.
Fırçalama için en iyi teknik hangisidir?
Okul öncesi çocuklarda diş fırçalama için bir teknik önermek ve uygulatmak çok zordur. Bu yaşlarda önemli olan, çocuğa diş fırçalama alşıkanlığını kazandırmaktır. Çocuklar diş firçalarken çoğu zaman dişlerin görünen ya da kolay ulaşılan yüzlerini fırçalar. Oysa ki mikroplar, dişlerin ara yüzleri ya da çiğneyici yüzeylerinde daha kolay birikir. Bu nedenle fırçalamadan sonra anne- babanın kontrolü şarttır. Okul çağındaki çocuklarda fırçanın diş-diş eti birleşim yerine 45º eğimle yerleştirilip dişlerin görünen yüzeylerini döndürme hareketiyle, daha sonra da dişlerin çiğneyici yüzeylerinin ileri-geri hareketlerle fırçalanması önerilmektedir.
Çocuğum için hangi diş fırçasını seçmeliyim?
Çocuğun ağız büyüklüğüne uygun, yumuşak ve naylon kıllardan üretilmiş diş fırçaları kullanılmalıdır. Sert fırçalar dişleri aşındıracağı için kullanımı uygun değildir. Eskimiş bir süpürgeyle süpürme işlemi nasıl yapılamazsa, eski bir fırçayla da dişler fırçalanamaz. Fırça kılları aşınınır aşınmaz (ortalama 6 ay) mutlaka değiştirilmelidir.
Çocuklarda hangi diş macunu, ne kadar kullanılmalıdır?
Bebeklik döneminde ve üç yaşına kadar çocuklarda diş macunu kullanımı önerilmez. Diş macunu kullanımına üç yaşından sonra başlanmalıdır. Ancak reklamlarda olduğu gibi, yarım parmak değil, fırça üzerine sıkılan mercimek kadar macun fırçalama için yeterli olacaktır. Macun kullanımına başlandığı dönemde piyasada bulunan florürlü çocuk diş macunlarından herhangi biri tercih edilebilir. Fırçalama işleminde macundan çok etkili bir fırçalama işleminin önemli olduğunu unutmamak gerekir.
Çocuğuma dişlerini günde kaç kez fırçalatmalıyım?
Sabah kahvaltı öncesi ve gece yatmadan önce, sadece üçer dakikalık etkili bir fırçalama işlemi yeterlidir. Pek çok iyi alışkanlık gibi, diş fırçalama alışkanlığı da çocukluk döneminde kazanılacaktır.
Çocuklarda Beslenmenin Ağız Diş Sağlığı Üzerine Etkisi
Uygun beslenme çocukların genel sağlığı kadar ağız ve diş sağlığı için de önemlidir.
Beslenme alışkanlıkları diş çürükleri üzerinde önemli rol oynamaktadır.
Sosyo-ekonomik durumu kötü olan toplumlarda zayıf beslenme nedeniyle çocuklarda diş çürüğü yüksek oranlarda görülmektedir.
Bebeklik döneminde gece yatmadan önce ya da uyku sırasında anne sütü ya da biberonla beslenmek (özellikle şekerli, bisküvili, ballı, pekmezli süt veya meyve suyu vermek) çürük riskini en çok artıran unsurlardır. Uyku sırasında tükürük miktarının azalması ve geçen süre içerisinde bu karbonhidrat içeriğinin, ağız ortamında asit ataklar yaratması çürük oluşumuna yol açabilmektedir. Ayrıca yalancı emziğin bala, şekere batırılması etkiyi daha şiddetli hale getirmektedir.
Çocukluk döneminde ağız-diş sağlığı açısından dikkat edilmesi gereken noktaların başında "dengeli beslenme" ve "diş bakımı" gelmektedir. Dengeli beslenme için bütün besin gruplarından eşit oranda faydalanmak ve özellikle çürük yapıcı olduğu bilinen karbonhidratlı yiyecekleri ana öğünler dışında sıkça tüketmemek gerekmektedir. Öğün aralarında atıştırılan şekerli gıdalar veya cips,kraker gibi nişasta içeren ve dişler üzerine yapışan besin maddeleri dişler fırçalanana kadar geçen süre içerisinde çürük başlatıcı ortam hazırlamaktadırlar.
Diş sağlığı için önerilen beslenme şekli;
Beslenme zamanları uzman tarafından ayarlanmalı ve besin değeri açısından zengin olan gıdalar tüketilmeli
Bebeğe uykuya dalması için verilen biberon içerisine kesinlikle şekerli gıdalar katılmamalı
Şekerli, yapışkan ya da asitli gıdalar üç ana öğün içinde tüketilmeli
Şekerli, yapışkan gıda yendikten sonra dişlerin fırçalanması mümkün değilse ağız su ile çalkalanmalı ya da bir bardak su içilmeli
Şekersiz sakızların çiğnenmesi de diş yüzeylerini temizler
Yine şekerli gıda yendikten sonra ağza atılacak bir parça peynir şekerin çürük önleyici etkisini gidermek açısından son derece önemlidir.
Fluorid Uygulamaları:
Günümüzde diş yapısını güçlendirmede etkinliği en çok bilinen madde "fluorid"bileşikleridir. Fluorid dişlerin çürümesini önleyen, dişlerin yapısını kuvvetlendiren bir elementtir.
Fluorid diş macunlarının içinde bulunduğu gibi bazı besin maddelerinde de bulunur.
Fakat çocuklar çoğu zaman dişlerini fırçalamayı ihmal ettiklerinden dişlerinin çürüğe karşı direnç kazanabilmeleri için yeterli fluorid almamış olurlar.
Bu durumun önüne geçebilmek için kliniğimizde profesyonel YÜZEYEL FLUORİD uygulamaları yapılmaktadır. Profesyonel YÜZEYEL fluorid tatbiki sadece diş hekimleri tarafından uygulanılabilen bir yöntemidir.
YÜZEYEL fluorid uygulaması özellikle dişleri çürümeye meyilli çocuklarda uygulanır.
Bu sayede yeterli miktarda fluorid dişler üzerine depolanır ve dişlerin yapısı güçlendirilerek çürüğe karşı dirençli olur.
YÜZEYEL fluorid uygulaması her 6 ayda bir yapılırsa ancak etkili olabilir.
Bunun için çocuklarınızı her 6 ayda bir düzenli olarak diş hekimine getiriniz.
Fissür örtücüler:
Diş çürüğünü önlemek amacıyla kullanılan bir başka yöntem de dişlerin çiğneyici yüzeylerindeki girintilerin
(Bu girintilere fissür adı verilir) diş hekimi tarafından fissür örtücü adı verilen maddelerle kapatılmasıdır.
Ağızdaki mikroplar ya da yiyecek artıkları dişlerin en çok bu girintili bölgelerinde yerleştiği için, fissürlerin kaplanmasıyla mikropların ve yiyeceklerin birilmesi ve tutunması engellenir ve çürük oluşumu önlenir.
Fissür örtücüler diş çürüğünün engelenmesinde çok başarılı uygulamalardır!
Yer Tutucular :
Erken diş kaybı durumlarında, varolan yerlerin korunarak sürekli dişlerin kaviste düzgün şekilde yerleşebilmelerini sağlamak için kullanılan apareylerdir.
Yer tutucular kalıcı dişlerdeki çapraşıklığı minimuma indirir.
Yer tutucu uygulaması kötü ağız hijyenine sahip çocuklarda ve yüksek çürük riski taşıyan çocuklarda uygun bir tedavi seçeneği değildir.
ÖZEL BAKIM GEREKTİREN HASTALARDA DİŞHEKİMLİĞİ YAKLAŞIMLARI
Davranışlarının kontrolü için;
Sevecen yaklaşmak, nazik davranmak, sabırlı olmak, sedasyon, genel anestezi ya da bu faktörlerin kombinasyonunu kullanmak gerekebilir. Kliniğimizde özel bakım gerektiren hastalara profesyonel tedavi ve koruyucu hekimlik hizmetleri pedodontist tarafından verilmektedir.
Diş çürüklerinden korunmak için ağız hijyeninin iyi seviyede olması sağlanmalıdır. Ağız hijyeninin istenilen seviyede olması için ailesinin/ bakıcısının bu konuda eğitilmesi gerekmektedir
Engelli çocuklar ağız bakımı yapabilme yeteneklerine göre 3 gruba ayrılmıştır:
Ağız bakımını kendi kendine yapabilen çocuklar;
bu konuda cesaretlendirilmeye ihtiyaçları vardır.
Ağız bakımını kısmen yapabilen çocuklar (hafif engelli olanlar ve hafif zeka geriliği gösterenler);
gözetim altında olmalı ve her aşama yavaş bir şekilde anlatılarak diş temizliğinin tamamlanması sağlanmalı.
Ağız bakımının tamamen yardımcı tarafından sağlandığı çocuklar (ciddi engelli, ağır zeka geriliği, tekerlekli sandalyeye ya da yatağa bağımlı çocuklar).
Öneriler
Her yemekten sonra ve gece yatmadan önce dişlerin fırçalanması
Fiziksel engelli bireyler için modifiye edilmiş diş fırçalarının kullanılması
Otomatik diş fırçaları ile hastanın hijyen girişimlerine katılımının artırılması
